Ana sayfa

ileMesut Kagan Yıldıran

Yazma Teknikleri Nelerdir? Hem Geleneksel Hem Dijitalde Yazma Teknikleri

Yazma teknikleri, üzerinde çalışılan ürene göre değişkenlik gösteriyor. Roman ve senaryo yazarlığı, metin yazarlığı, reklam yazarlığı, oyun yazarlığı ve son zamanlarda hayatımıza giren içerik yazarlığı -SEO Odaklı- birbirinden farklı teknikler kullanılarak üretiliyor. 

Bu yazımızda sırasıyla;

Reklam Senaryosu Yazımı

Roman Yazımı

Film Senaryosu Yazımı

Metin Yazarlığı

SEO Odaklı Yazı

Dijital Reklam Metinleri anlatılacaktır.

Eğer yazma konusunda meslek edinecekseniz, “Bu alanların hepsinde uzman olmak neredeyse imkânsızdır. Dolayısıyla bu alanlardan biri veya ikisi üzerinde çalışmak en doğru seçim olacaktır.

Reklam Senaryosu Yazımı

Reklam senaryosunun ilgi çekici olması ve izleyenleri etkilemesi gerekmektedir. Mutlaka bir slogan bulunmalıdır. Bu slogan hedef kitleyi harekete geçirecek kelimelerden oluşmalıdır. Reklam metinleri hazırlandıktan sonra senaryosu oluşturulur. Senaryo oluşturulurken mekan ve mekansal figürler, karakter, seslendirici ve prodüksiyon kurgulanır. İlgi çekici bir senaryo ile ürünün özelliğine uygun olarak reklam tasarlanmalıdır. Reklamlar kısadır ve diyaloglar azdır. Bu sebeple cümleler slogan gibi izleyenlerin diline dolancak türden olmalıdır. Aklınıza dillere pelesenk olmuş reklam sloganlarını getirin!:) Tüm bunlara dikkat edildiğinde marka kimliği pekiştirilmiş olur ve tüketicinin zihninde yer edinmiş olur.

Roman Yazımı

Yazma teknikleri arasında en detaylı olanı roman yazarlığı olduğundan bunu biraz açmak gerekiyor. Roman yazımı; detaylı düşünme, araştırma, geliştirme, çoklu kurgu yapısı gerektiriyor. Hikâyenin anlatı yapısı, hikâyenin derinliği ve alanı, üç boyutlu karakter yapılandırılması önem arz ediyor. Bir edebi eserde tüm fiil çekimleri kullanılıyor. Doğru zaman kiplerini yakalamak ve akıcılığı sağlamak hem yorucu bir işlem hem de hata payını arttıran önemli bir etken olarak karşımızda duruyor. Dikkat edilmesi gereken hususlar bunlarla da bitmiyor. Türe uygunluk ya da sıra dışılık dengesi eserin göreceği ilgiyi belirliyor. Yayımlanan bir eserde, roman yazarı ve okuyucu arasında özel bir ilişki kuruluyor. Bir yazardan, tüm bu unsurları kontrol ederek kendine has bir üsluba sahip olması bekleniyor.

Sonuç olarak roman yazarlığı, üzerinde detaylı düşünülmesi ve çalışılması gereken zorlu bir alandır. 

Diğer Yazım Tekniklerine Bir Bakış

Film senaryosu, roman kadar betimleme içermiyor. Çünkü senaryo filme alınırken zaten görselleştiriliyor. Yazılı ürün kendi başına seyircinin önüne çıkmadığı için roman gibi tashih çalışmaları da gerektirmiyor. Ancak senaryo yazılırken; filmin bütçesi, üretim zorlukları gibi unsurlar mutlaka hesaba katılıyor. 

Bu alanda kendini geliştirmek isteyenler James Monaco’nun “Bir Film Nasıl Okunur” ve David Bordwell- Kristin Thompson’un “Film Sanatı” kitaplarını kitapyurdu.com platformundan uygun fiyatlara edinerek kendilerini geliştirebilirler. 

Bir diğer konu olan metin yazarlığı da kendi içinde çeşitlere ayrılıyor. Her kurum bünyesine kattığı metin yazarını farklı işler için kullanabiliyor. Örneğin bir TV kanalında format bulmanız ve formatın içeriğini yazmanız isteniyor. Ajanslar verdikleri hizmete göre eğitim, video senaryosu, içerik gibi çeşitli türlerde çalışma yapmanızı bekleyebiliyor. Reklam yazarlarından onlarca sayfalık dokümanı bir cümleye veya slogana indirgemesi bekleniyor. Reklam yazarı olan birinden strateji, pazar bilgisi, temel tüketici alışkanlıkları gibi konulara hâkim olması isteniyor. 

SEO günümüzde önemli olduğu için bu konuyu ayrı bir başlıkta ele almak gerekiyor. Ancak burada anlatılanlar sınırlıdır. Daha geniş bilgiye, udemy.com platformunda uygun fiyatlarla satın alabileceğiniz eğitimlerle ulaşabilir, bu alanda kendinizi geliştirebilirsiniz.

Günümüzün Olmazsa Olmazı: SEO Odaklı Yazılar

SEO (Search Engine Optimization), adından da anlaşılacağı gibi, Google gibi arama motorlarının içeriklerinize ulaşması için yaptığınız metinsel düzenlemeleri kapsıyor. Google arama motorları kullanıcıların aradığı kelimelerle web sitelerindeki metinlerde geçen kelimeleri eşliyor ve bu eşleme sonucuna göre en uygun içeriği kullanıcılarına sunuyor. Bunun için web içeriklerini, Google’daki arama sonuçlarına göre organize etmek gerekiyor. Bu işi SEO uzmanları ve içerik yazarları yapıyor. Konuyla alakalı anahtar kelimeler belirlenmeli ve buna uygun içerikler yazılmalıdır.

Dijital Reklam Metinleri

Dijital Reklam metinleri dijital reklamların olmazsa olmazıdır. Reklam metninizin kısa ve vurucu olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca “Eyleme Çağrı” kullanılmalıdır (örn. Hemen Ara!). Reklamı ne amaçla verdiğinize, sektöre ya da siteye uygun şekilde metinler hazırlanmalıdır. Eğer indirim, promosyon gibi stratejiler uygulanacaksa mutlaka metinde geçmelidir. Metinlere teknik açıdan da dikkat edilmelidir. Bütük-küçük harf kullanımı, Türkçe dil bilgisi kurallarına uygunluk dikkat edilmesi gereken önemli hususlardır. Ayrıca yaratıcı reklam başlıkları atmaya dikkat edilmelidir.

ileElif Yıldıran Aladağ

Nöro Marketingde Önemli 4 Adım

Başarılı bir pazarlama ve satış için tüketicinin eski beyninin 6 uyarıcısına (benmerkezcilik, zıtlık, somut veri, başlangıç ve son, görsel uyarıcı, duygu) hitap etmek gerekiyor. Patrick Renvoise ve Christophe Morin‘in meşhur Nöro Marketing kitabının ilk bölümlerinde bu uyarıcılar 4 temel adımla birlikte derli toplu hale getirilmiş. Bu yazımda nöro marketingde önemli 4 adımı anlatacağım.

1.İlk adım olarak sıkıntıyı teşhis etmeniz gerekiyor.

Eski beyin benmerkezcidir ve hayatta kalmayı umursar. Bu nedenle belki de müşterinin bile bilmediği sorunları bulmak gerekiyor. Bu sorunları (sıkıntıları) ortadan kaldırmaya odaklanmalısınız. Böylece müşterinizin bu sorunlarla daha fazla enerji harcamamasını sağlamış olursunuz. Örneğin, bir topuklu ayakkabı satıyorsunuz. O ayakkabının topuğunun rahatsız etmemesini sağlamak üzerine odaklanın.

2. Adım olarak iddialarınızı farklılaştırmalısınız.

Eski beyin açık ve net mesajları algılıyor. İddialarınız (mesajınız) güçlü ve özgün olmalı. Eski beynin karar mekanizmasında boşluklar ya da belirsizlikler olmamalı. Eğer bu konuda doğru adımlar atarsanız müşterileriniz bu sayede daha hızlı sipariş verirler. Sizin özgün çözümünüzün müşterinin bir sorununu iyileştirmesini önemseyin. Bununla ilgili sorular sorun ve cevaplayın.

3.Adım ise, müşterilerinize kazancını göstermeniz…

Eski beyin soyutluktan çok somut verilerle ilgilenir. Çözümünüz ne gibi yararlar getirdiğini ve durumu nasıl kurtardığını kanıtlayın. Müşteri kendini güvende hissetmeli!

4. Adım ise “Eski beyne iletin.”

Son çağrıyı her zaman eski beyin yapar. Mesajınızı müşteriye yönlendirdiğinizde oluşturduğunuz etki doğrudan müşterinin karar verme bölümüne gitmelidir.

Aklıma şöyle bir örnek geldi. Beyazlar için olan çamaşır deterjanının reklam afişinde, beyaz bir bluz, kahverengi bir askıya asılmıştı. Arka fon ise beyaz renkti.Yani reklam afişine bakınca sadece kahverengi bir askı görünüyordu. Bu o kadar etki yaratan bir reklam afişiydi ki, müşterinin doğrudan karar mekanizmasına hitap ediyordu.

ileElif Yıldıran Aladağ

Dijital Dünyada Markalaşma/ Dijital Marka Oluşturmak/ Dijitalde Markalaşma/ Dijital Markalaşma

Çok uzun bir başlık kullandım biliyorum ama size bu başlığın sürecini de anlatacağım. Çünkü bu başlığın Dijital Dünyada Markalaşma kısmını (kavramını) kendim buldum. Elbette bu beni çok heyecanlandırdı. Ama şunu söylemeliyim ki bu kavram zaten Dijital Markalaşma adı altında 2018 yılından bu yana varmış. Ama hiç farketmez. Sonuçta birileri bu anlamda bir kavrama ihtiyaç duyulduğunu farketmiş ve akademik anlamda çalışmalara başlamış.

Şimdi kendi hikayeme geçeyim. 2019 yılında master programına yeni başladığımda hocalarım şimdiden bir araştırma konusu belirlememizi öneriyordu. Ben de ilk önceleri dijital dünyada girişimci kadınlar üzerinden bir çalışma konusu belirleyecektim. Ben onca ders içinden tabiki de marka yönetimi dersini hepsinden fazla seviyordum. Hatta çok seviyordum. Bir an bir düşünce belirdi kafamda. Birgün dijitalde de markalaşma gündeme gelecekti! Bu alanda uzmana ihtiyaç duyulacaktı. İnanır mısınız kafamda ampul çaktı sanki. Ancak kavramı oluşturmakta çok sıkıntı çektim. Adı ne olmalıydı? Dijital dünyada markalaşma mı? Ya da Dijitalde markalaşma mı? Yok bunlar fazla uzun gibi. Ama bence yine de fena değiller:).

(Bu arada bir şeyin kavram olabilmesi için fazlaca araştırma yapmak, yazmak, fikir alışverişi yapmak ve en önemlisi sektördeki ve akademideki insanlarla bir araya gelip kavramın akademik düzeyde tartışılması gerekiyor. Ayrıca yurtdışında bu kavramın karşılığı var mı? Varsa nedir? Tartışmalar nelerdir? Tüm bunların araştırılması gerekir.)

Daha sonra tesadüfen bir LinkedIn gönderisine rastladım ve Dijital Markalaşma kavramını ortaya çıktığını ve akademik seviyeye taşındığını gördüm. Tabiki çok sevindim. Her kim ilgileniyorsa ilgilensin de bu alan olması gereken önemli yeri edinsin.

Hala şu dijital dünyadaki kadın girişimciler ilgimi çekmiyor değil. Ama Dijital Markalaşma konusunu irdeleyeceğim kesin. Belki de kavramın oluşmasında küçük de olsa bir katkım olur. Bu arada kabul ediyorum Dijital Markalaşma kavramı daha güzel.

Şimdi gelelim Dijital Markalaşma nedir sorusuna. Bu kavram esasen marka yönetimi, dijital pazarlama ve geleneksel pazarlamadan faydalanıyor. Şurası kesin ki artık her şey dijitalde. Bir markanın olmazsa olmazı sosyal medya yönetimi ve kendine ait internet sayfasının yönetimi oldu. Marka varolmaya devam etmek istiyorsa dijitalde de büyük atılımlar yapmak ve marka imajını korumak zorunda. Bana sorarsanız marka; işletmenin ürün fotoğraflarından bile etkileniyor. Mesela; Trendyol ürün görselini gördüğümde bunun Trendyol markasına ait olduğunu anlayabiliyorum. Bu o markanın fotoğraf çekimini, kullandığı ışığı, yaptığı photoshopu, modelin farklı pozlarını yani o markanın ürün fotoğraflarının kendine has oluğunu ve hemen farkedilir olduğunu gösteriyor. Marka bence büyük ayrıntılarda ve bu ufak ayrıntılarda gizli. O halde dijitalde ufak ayrıntılara da dikkat etmek gerekiyor. Örneğin, Instagram sayfasındaki takip ettiği hesaplardan tutunda, bio kısmındaki bilgilere ve hatta gönderi altındaki kurduğu cümlelere ve hasthaglere kadar belli stratejiler çerçevesinde dijital marka imajı yaratmakta fayda var.

Dijital Markalaşma kavramına ihtiyaç var çünkü çağ olarak dijital çağdayız. Telefon, tablet, bilgisayar çağındayız. Bir ürünü tıklayarak alıyoruz artık. Dünyada ya da Türkiye’de binlerce marka her gün Instagram sayfası açarken ya da internet sayfasının kullanıcı deneyimini iyileştirirken dijitalde markalaşmayı önemsememek mümkün değil. İçerik pazarlaması, itibar yönetimi, dijital reklamlar, marka imajı, konumlandırma, halkla ilişliler, iletişim, reklam gibi birçok konuyu tekrar incelettiren dijital markalaşma konusunu akademik bilgiler ışığında başka bir başlıkta tekrar yazacağım…

Görüşmek dileğiyle...

Elif Yıldıran Aladağ

03.04.2020

ileElif Yıldıran Aladağ

Dijital Ölçümleme Nedir?

Dijital ölçümleme nedir? Pazarlamacılar dijital ölçümleme nasıl yapmaktadırlar?

    Dijital Ölçümleme çıkış noktası itibariyle reklam verenlerin reklamlarının kullanıcıya doğru şekilde ulaştığı ile iligili endişelerinden doğuyor.  Daha sonra büyük bir iş kolu haline geliyor. Dijital ölçümleme, dijital dünyada pazarlama etkinliklerinizi çeşitli araçlarla ölçmeyi sağlayan ve bu doğrultuda şirketlerin daha iyi bir pazarlama stratejisi geliştirmesine yarayan analizler sunar. 

   Dijital ölçümlemeyle siteye gelen trafik, ziyaretçi hareketleri, sitenin performansı ölçülür ve ayrıca ziyaretçi profili çıkartılır. Bu açıdan bakıldığında pazarlama etkinlikleriniz, seri bir şekilde ve nokta atışlı analizlerle size geri bildirim olarak dönecektir. 

    Dijital ölçümleme birkaç farklı yöntemle yapılabilir.

1- Sosyal Medya Ölçümlemesi

   Sosyal medya sitelerinde her geçen güç ziyaretçi artıyor. Kullanıcılar iş bulmaktan sosyalleşmeye kadar her anlamda bu mecraları kullanmaya devam ediyor. Bu kadar çok kullanıcısı olan ve ölçümlenmeye müsait bir platform çok farklı açılardan işe yaramaktadır. Gerek stratejiler oluşturmak gerek müşteri profilini tanıma gerekse kampanyalarda kullanılmaktadır. Birkaç sosyal medya ölçümlenme yöntemi vardır. Bunlardan en yaygın olanı Google Analytics en yaygın şekilde kullanılmaktadır. Sitede tıklanma, geri bildirim ve gezinme ölçümleri yapma imkanı sunar. Google Analytics ile reklam kampanyaları, bütçe, ziyaretçilere iyi hizmet ve site içerikleri konusunda analiz yapılabilir. Bir diğer araç Omniture (Adobe Marketing Cloud)  ise, Facebook, Twitter gibi uygulamalarla ortaklık yapmış online pazarlama ve web analiz aracıdır. Facebook reklam etkinliklerini rahat bir şekilde kontrol etmeyi sağlar. Sosyal medya hesaplarının tek bir kanaldan yönetilmesini sağlayan bunun yanında birçok faydası olan bir araçtır. Klout ise, özellikle Twitter için kullanılır. Viralheat, kullanıcı tepkilerini ölçmek için kullanılmaktadır. Twetreach yine Twitter için kullanılan bir araçtır. Sensekit anahtar kelimeler açısından önemli bir açatır. Somera Türkiye’de kurulan ölçme, analiz ve araştırma hizmeti sunan bir şirkettir. BoomSonar ise yine Türkiye’de kurulan bir şirkettir. Web siteleriyle ilgili çeşitli istatistikler elde etmeye yarar.

2- Doğal Reklam Ölçümlemeleri

    Doğal Reklam ( Native Adversiting) markaların blog yazısı, video, fotoğraf gibi içeriklerle bir ücret karşılığında oluşturduğu reklamları ifade etmektedir. Bu türde önemli olan şey reklam olduğu gerçeğini müşterilere hissettirmemektir. Doğal reklam ölçümlemesi için iki yöntem vardır. Marka Sayfasında Geçirilen Zaman tıklamaları doğru ve derin bir şekilde incelemeye çalışmaktadır. Sitede geçirilen zamanı, ziyaretçilerin siteden çıkma oranı gibi birçok önemli noktada ölçümlemeler yapılmaktadır. Bir diğer yöntem ise, Reklamın Sağladığı Geri Dönüşüm’dür. Siteye gelen bir ziyaretçi her zaman satışla sonuçlanmaz. Bu durumda bir e-posta bırakması yada üye olması sağlanırsa bu kişilere sonrasında kampanya içerikleriyle ilgili bilgiler iletilebilir. 

3- İçerik Pazarlama Ölçümlemeleri

   Bu araçların yanı sıra içerik üretip sosyal medya optimizasyonu ve etkileşimi sağlanmaktadır. İçerik pazarlama ölçümlemesi her zaman kesin sonuçlar vermeyebileceği için bazı önemli yöntemler kullanılmaktadır. Tüketiciyi Elde Tutma Metrikleri ile ziyaretçinin algısını canlı tutmuş olma durumu incelenir. İçerikler sosyal medyada ne kadar paylaşılmış ya da ne kadar dikkat çekmiş bu gibi bilgileri edinerek bu doğrultuda stratejiler belirlenebilir. Paylaşım Metrikleri içeriklerin kim tarafından ne zaman ve nasıl paylaşıldığıyla ilgili bilgileri öğrenmemizi sağlar. Etkileşim Metrikleri,  ziyaretçilerin sosyal mecralardaki yorum veya beğenirlerine bakarak içerik pazarlamasının doğru şekilde oluşturulduğu ile ilgili bilgiler edinmemizi sağlar. Potansiyel Müşteri Oluşturma Metrikleri,  sosyal mecralardaki takipçi ya da beğeni artışı, internet sitesindeki ziyaretçi artışı gözlemlenir ve dijital pazarlama stratejileri oluşturmaya fayda sağlar. Satış Metrikleri ise,  içerik pazarlamasının satış, kar gibi etkilerini ölçer. Üretim Metrikleri , Günlük, haftalık, aylık olacak şekilde içerikleri ölmeye yarar. Maliyet Metrikleri ise, içerik yatırımı kar oluşturuyorsa doğru bir içerik pazarlaması uygulanıyor demektir diyebiliriz. Bu noktada bize bilgi veren bir metriktir. 

4- Dijital Kampanya Ölçümlemeleri 

  Reklam bütçelerinin özellike dijital dünyaya meylettiğini düşünürsek, bu kampanyaların müşterilere ulaşıp ulaşmadığı mutlaka ölçülmelidir. Bazı metriklere dikkat edilmektedir. Bunlardan bir tanesi Etiketleme’dir. Etiketleme farklı cihazlarda ne şekilde yapılmalı mutlaka araştırılmalıdır. Sayım ise, toplam gösterimi ifade etmektedir. Eşleştirme, gösterimlerin müşterilerin demografik özellikleri ile eşleştirilmesini ifade etmektedir. Ayarlama, hedef kitlenin doğru ölçülmesi için verilerin kalibre edilmesini içerir. Raporlamada ise, hedef kitle ve görünürlük üzerine oluşturulan raporları ifade eder. 

5- Anahtar Performans Göstergeleri (KPI) 

    KPI, Şirketlerin hangi alanda faaliyet gösteriyorsa o alandaki başarısını ölçümlemektir. 

ileElif Yıldıran Aladağ

Dijital Pazarlama Terimleri

Dijital Pazarlama yolunda ilerlemek istiyorsanız ilk olarak Dijital Pazarlama Terimlerine aşina olmaya çalışmalısınız. Bu yazımızda belli başlı dijital pazarlama terimlerini anlatacağız.

PPC (Pay Per Click) : PPC, tıklama başına ödeme anlamına gelmektedir. Bu şekilde bir ücretlendirme türü uyguladığınızda reklamlar tıklandığında para ödeniyor.

CRM, müşterilerinizle alakalı verilerin toplandığı programlardır. Bu programlarla birlikte müşterilerinizle ilgili her şeyi planlı şekilde yürütürsünüz.

Frequency Capping : Bu terimin Türkçe karşılığı “gösterim sıklığı“dır. Bir reklamın kullanıcıya ne kadar sıklıkla gösterildiğini ifade eder.

CPV (Cost Per View) : YouTube gibi mecralardaki bir videonun izlenme maliyetini ifade ediyor.

Conversion Rate : Conversion Rate‘in Türkçe karşılığı “dönüşüm oranı“dır. Site ziyaretçilerinin belirlediğiniz hedeflere ulaşıp ulaşmadığını gösteren metriktir. Belirlediğiniz stratejilerin hedefe ne kadar ulaştığını görmeniz nedeniyle oldukça önemli bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

CTR (Conversion/Click Through Rate): Türkçesi “tıklama oranı“dır. Bir kullanıcı bir reklamı tıkladığında reklamı görüntüleyen kullanıcılara oranı belirlenir.

ROAS: Yayınlanan reklamların getirisini ortaya koyan metriklerden biri ROAS’tır.

Hashtag: Hashtag anahtar kelimelerin başına # koyarak kullanmayı ifade ediyor. Bu şekilde hashtaglere tıklanarak konuyla ilgili paylaşımlara ulaşılması olanağını sunuyor.

SEO: Seo ile ilgili merak ettiklerinize buradan ulaşabilirsiniz. http://dijitalista.com/?s=SEO

UX (Kullanıcı Deneyimi): Sitenize gelen müşterilerin sitenizde gezinirken en iyi şekilde memnuniyet duyması için yapılan çalışmalardır.

UI ( Kullanıcı Arayüz Tasarımı): Bir uygulama ya da sitenin kullanım deneyimidir. Ziyaretçilerin rahat kullanabileceği arayüzler tasarlanmalıdır.

Viral İçerik: Paylaşılarak oldukça popüler hale gelen içerikleri anlatmak için kullanılan bir kavram.

Google Ads: Arama sayfasına reklam yerleştirmeye yarayan reklam hizmeti. Google tarafından hizmet veriliyor.

SEM (Search Engine Marketing): Arama motorlarında ücretli şekilde çıkmanızı sağlayan Türkçesi Arama Motoru Pazarlaması olan kavram. Google Ads bunlardan biri olma özelliğiyle karşımıza çıkıyor.

ileMesut Kagan Yıldıran

Dijital Sinema

Selüloit Sinema

Eski bir söylem olan, günümüzde kullanımı devam eden “film izleme” eylemi, teknik gereği ancak sinemada edimlenebilinecek bir sosyal olanaktır. Öyle ki “film” diyerek atıfta bulunulan şey aslında film şerididir. İlk kameralar görüntüyü bu film şeridi yani selüloitin üzerine kaydediyordu. Sinemada gösterim cihazları da bu film şeritlerini ekrana mekanik olarak ve doğrudan yansıtıyordu. Böylelikle sinema salonuna gitmiş olan bir seyirci, kelimenin tam anlamıyla, film seyretmiş oluyordu. Örneğin, en gelişmiş film şeridi olan IMAX selüloiti hala bazı sinemalarda gösterilmektedir. Selüloit haricindeki bütün versiyonlar ise Amerikalıların verdiği isimle Movie’dir.

Dijital Sinema

Elbette sanat sineması, sinema dünyasının küçük bir bölümünü kapsıyor. Geri kalan filmler, diziler, belgeseller, videolar vs. bir meta olarak; yapımcıları tarafından kâr amacı güdülerek üretiliyor ve satışa sunuluyor. Marketing ağını geliştirmek isteyen bu yapımcılar, teknolojik gelişmelerinde elvermesiyle, sinema salonlarının kısıtlamasından kurtulmak ve sinema salonuna gitmeyi tercih etmeyen asosyal tüketicilere de ürünlerini ulaştırmak istediler. Bu yöntem bizi dijital sinemaya götürdü. Sinema salonu, videokasetler, VCD, DVD, Blue-ray, TV ve nihayetinde Netflix, dijital sinema öncesi yolculuğun kilometre taşlarıdır.

Sinemanın Bir Meta Olarak Dijital Pazarda Satışa Sunulması

Bu düşünce ve gelişmelerin ilk ürünü videokasetlerdi. Analog olarak üretilen filmler videokasetlerle piyasaya sürüldü ve video kiralama dönemi başladı. Selüloit filmden dijital filme geçmeden önce piyasaya sürülen bu analog filmler ve bu filmlerin sunulduğu videokasetler genişleyen marketin ilk ürünleri olarak tüketicilerin karşısına çıktı. Analog filmlerin hemen ardından gelen teknolojik devrimle de “filmler” artık dijital sıfır birlerle VCD, DVD ve Blue-Ray aygıtlara aktarıldı. Bununla birlikte marketing ağı genişledi ve filmler gösterimden sonra da satışa çıkarıldı. Dijital alanda gelinen son nokta ise Netflix’di. Netflix evinde, yolculuk esnasında, işyerinde, kısacası kullanıcıların zahmetsiz ulaşabileceği her yerde, onlara film ulaştırabilmeyi başardı. Böylece filmler tamamen dijital pazarda satışa sunulmaya başlandı. 

İnternetin Yaygınlaşmasıyla Birlikte Movielerin Online Satışa Çıkma Yolculuğu

İster videokaset, ister VCD, DVD, Blue-ray, ister özel TV film kanallarından film satın alınsın. Her durumda gösterici cihazlara ve bir TV’ye ihtiyaç vardır. Bu kısıtlama, bir meta olarak üretilen movielerin dijital pazara açılmasının yolunu açtı. Netflix gibi platformlar istediğiniz cihazdan online bağlanarak “film” izleme olanağını kullanıcılarına sundu. Movielerin online satışa çıkma yolculuğunu Marketing-easly accessible-frofit (pazarlama-kolay ulaşılabilirlik-kâr) üçgeninden değerlendirirsek bu girişimin yapımcılar ve yayıncılar açısından son derece yararlı olduğu görünüyor. Sanatseverlere ise “Dijitalleşme sinema sanatını öldürdü mü?” sorunsalını tartışmak kalıyor.

ileMesut Kagan Yıldıran

Sinemada Teknik Devinim

Sinema tekniğinin dijital unsurlara ve dijital pazara evriminin elbette birçok tetikleyeni vardı! En önemlisi film yapım maliyetleriydi. Platoların kurulması, milyonluk kameralar, selüloit maliyetleri yapım aşamasının belirli başlı giderleriydi. Selüloit (film) ile çalışan kameraların ağır oluşu hareket ettirmek için çeşitli düzeneklere ihtiyaç olması maliyetleri arttırıyordu. Çekim sonrası selüloit filmin yıkanması, negatife veya pozitife aktarılması, bir kurgucu tarafından elle kurgulanması ise yapım sonrası maliyetlerdi. Tüm bu maliyetler yönetmenleri yapımcılara mecbur bırakıyordu. Özellikle Hollywood’un Altın Çağı olarak bilinen 50’li yıllar, yönetmenlerin kurgu odalarına dahi alınmadığı bir dönemdi. Bunun çok detayına girmeyeceğim ancak hayalinizde canlanması için şöyle bir örnek verebilirim: bir annenin doğumdan sonra çocuğunu göremediğini düşünün.

Analog Filmlere Doğru

Selüloit kameralarla çekilmiş ürünlere film, selüloit sonrası tekniklerle çekilmiş filmlere movie diyoruz. Bunu bir önceki yazımda ayrıntılı olarak tarif ettim. Selüloit filmin maliyetlerinden kurtulmak isteyen yapımcılara bir ara ürün tanıtıldı. Bu selüloit film ve dijital film arasında kullanılan analog filmlerdi. Küçültülmüş selüloit bir kasete yerleştiriliyordu. Boş kasetler yapımcılar tarafında satın alınıyor ve analog kameralarda kullanılıyordu. Bu kasetler çekimden sonra kurguya gönderiliyor, VTR denilen bir dönüştürücü ile bilgisayara aktarılıyordu. Böylelikle filmin fiziki yükü ve maliyetlerinden kurtuluyorlardı. Kasetlerden bilgisayara aktarılan ve artık dijital olan filmler (movieler) dijital kurgu programları aracılığıyla ek maliyetler gerektirmeden istenildiği gibi kurgulanabiliyordu. Hollywood’da kurgunun dahi çocuğu olarak bilinen Walter Murch dijital kurgu programı olan Avid için şöyle diyor: “İnanılmaz! Bir tuşa basıyorum ve tüm işlem geri alınabiliyor. Ben bunu selüloit ile asla yapamam.”

Sinemada Yaşanan Dijital Devinimin Tekniğe Olan Etkisi

Selüloit ile çalışan yani filmli kameraların maliyetlerinin yüksek oluşunun teknik ekibe kısıtlamalar getiriyordu. Örneğin istediği kadar selüloite sahip olamayan görüntü yönetmenleri mecburen filmi her açıdan çekemiyordu. Önceden incelikle hesaplanan açılarla çalışıyorlardı. Bu da sinema sanatının zanaat yönüydü. Bu selüloitlerin değiştirilmesi, yıkanması, kurgulanması ise başka bir zanaattı. 0-1’lerle çalışan dijital araçların yüksek disk kapasiteleri olduğundan, günümüz görüntü yönetmenleri filmlerini istedikleri her açıdan çekebiliyor, kurgu aşamasından filmi isterlerse baştan inşa edebiliyorlar. Bu da zaman içinde sinema zanaatının yok olduğu anlamına geliyor.

Sinema Filmleri Artık Dijital Pazarda Seyirciyle Buluşuyor

Bilindiği gibi sinemanın iki aşaması vardır. Üretim ve dağıtım! Yapımcılar üretim aşamasındaki maliyetleri dijital olanaklarla azalttılar. Hata riskini neredeyse sıfıra düşürdüler. Sonraki aşama dağıtım ağıydı. Dünya vatandaşlığı kavramı ve dünya vatandaşlarının dönüşen tüketim biçimlerine göre dağıtım ağının elbette gelişmesi gerekiyordu. Pasajların, cadde üstü dükkânların, mahalle kahvehanelerinin ve cafelerin yerini akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar ve akıllı televizyonlar aldı. Film dağıtım pratiği ise hemen bu koşullara uyum sağladı. Filmler ilk olarak analog dönemde kaset kiralama usulüyle satıldı. Teknolojinin imkânlarının gelişmesiyle filmler televizyonlarda da satılmaya başladı. Ve şimdilik gördüğümüz son nokta olarak bir dijital pazar olan Netflix ile filmler online olarak müşterileriyle buluşuyor.

ileElif Yıldıran Aladağ

SEO Neden Önemlidir?

SEO yani Arama Motoru Optimizasyonu, kısaca Google aramalarında sizi üst sıralara çıkarma çalışmasıdır.

Her gün dünyada 6 milyar insanın Google araması yaptığını düşündüğümüzde bu ciddi bir dijital konu haline geliyor. Bu sebeple Google ne kadar çok tıklanırsan seni o kadar Google arama sayfasında ilk sıralarda gösteriyor.

Web sitenizin üst sıralarda görünmesi daha çok bilinmeniz, daha çok iş almanız ya da satış yapmanız anlamına geliyor. SEO organik ve ücretsiz bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Eğer bir web siteniz varsa ilk olarak SEO çalışmasından başlayabilirsiniz.

Eğer bir ticaret sitesi iseniz, ürünlerinizin isim ve açıklama kısmını Google’da aranan kelimelere uygun olacak şekilde yazmalısınız. En çok tıklanan anahtar kelimeleri sorgulayacağınız siteleri bir sonraki yazımızda açıklayacağım. Bir başka önemli konu Blog Yazıları . Blog yazılarınızda merak edilen konuları mutlaka yazmalısınız. Bu hem konuda uzman olduğunuz konusunda ziyaretçilerin kafasında fikir oluşmasını hem de sitenize trafik çekmenizi sağlayacak.

SEO için çalışmalar yaptığınızda ziyaretçiler organik olarak sitenizi ziyaret etmiş olacak. Bunun yanı sıra Google reklam araçları mevcut. Organik olmayan ama çok tercih edilen bu aracı bir sonraki yazımızda Google Ads başlığı altında anlatacağım.